Joel Barish (Jim Carrey)'in eski sevgilisi Clementine (Kate Winslet) yaşadıkları iki yıllık ilişkiye dair tüm anılarını gizemli tıbbi bir müdahale ile kafasından sildirir. Bunu öğrenen Joel çok üzülür ve aynı prosedürü kendi üzerinde uygulatmaya karar verir. Bütün anılarını sildirmek için derin uykuya yattığında, gözlerinin önünden Clementine ile yaşadığı günler geçer. Joel aslında Clementine'i unutmak istemediğini anlar ve müdahaleyi durdurmak için çabalar.
gerçekten çok güzel bir filmdi aşk onları tekrar bir araya getirdi aşık olduğun bir insanı hafızandan silebilirsin ama yüreğinden asla joel'in clementine i hafızasından silmemek için ne kadar çabaladığını ve birlikte kaçtıkları sahneler çok güzeldi:( böyle bir ayrılık yaşasak bile anılar sadece geçmişte kalır ve bazen hatırlayıp gülümsemeye bile ihtiyaç duyduğumuz zamanlar biliyorum ben asla yapmazdım...
bence çok sıkıcıydı. film boyunca bitsede gitsek şeklindeydim.. belkide duyduklarımdan yola çıkarak büyük bi beklentiyle izlediğim için böyle olmuştur. ben tavsiye etmem.
filmi tv8 de izledm ve bittiğinde ağzm açık kaldı doğrusu .gerçekten filmin senaryosu sanal yani gerçek olamayacak olaylar ma bence güzel .görüntüler şahane .jim carrey hep komik filmlerde görürdm ama böyle filmde çıkacağını tahmin etmiyordm herhalde bu film 36 tane oskar almş .bence de hak etmiş gerçekten güsel yaww
çok güzel bir film.1000 kere seyretsem sıkılmam.aşk her zaman bir yolunu bulur.geçmişi ne kadar unutmak istesen de bir yerden sonra aşk her zaman sana geri dönüyor.oyuncular mükemmel oynarken böyle bir makinenin olup olmayacağı şüphesi de bizi cezbetmeye yetiyor açıkçası.o zaman son söz olarak diyelim ki ben seni unutmak için sevmedim... bu filmi sakın kaçırmayın...
yönetmen beyindeki anıların silinmesininden sonra bilinçaltında yaşanan karmaşayı farklı kamera çekim teknikleriyle anlatmaya çalışmış ve gayet de başarılı olmuş. film biraz karışık gelebilir. ne de olsa bir aşkzedenin bilinçaltına doğru bir geziye çıkmış oluyoruz.
ilginç bir deneyim, bağımsız bir aşk filmi. herkesin gönlünde taht kurmayabilir ama izlemenizi tavisye ederim.
zıt kişilikler birbirini gerçekten çekiyor. joel barish ağır başlı, sakin ve uslu bir adam, sevgilisi clementine ise çılgın, içi içine sığmayan ve hareketli bir kız. duygusallık ise ortak çıkış noktaları.
işte aşk böyle bir şey... gerçekten film çok güzel; filmi dikkatle ve ilgi ile izledim. gerek oyuncu kadrosu, gerek senaryosuyla başarılı bir yapım olmuş. herkese tavsiye ediyorum; izlerseniz pişman olmazsınız...
beraber yaşanılan tüm anılar bir şekilde zihinden uzaklaştırılsa bile birbiri için yaratılmış iki insan yine birlikte kalmayı başarır. böyle yaratılmış insanlar için tıbbın nimetleri bile fayda vermez. ani verilen kararla bir ilişkiyi sonlandırmak yerine insan benliğinin kontrolünü eline almalı ve gerçekte ne hissettiğine göre hareket etmelidir. göze göz, dişe diş anlayışı yerine bu davranışın nedenleri üzerine kafa yormak sanırım daha yararlı olur. geç de olsa hataları anlamak da bir erdemdir. gelecekte başa dert açacak, zor duruma sokacak, başkalarını üzecek lafları söylemeden önce düşünmek gerekir. bir ilişkiye başlarken karşınızdakinin size hoş gelen özelliklerini daha sonra ona olan ilginiz azalmaya başlayınca acımasızca kötülemek yerine; yaşanılanların hatrına daha insaflı ve az kırıcı şekilde konuşmak belki de en iyisidir. anlatılan; ama kavranılması seyirciye bırakılan çok güzel bir film. izleyiciler filmdeki olayları mantıksız bulmak yerine orada anlatılanı anlamaya çalışırlırsa sanırım filmden çok daha fazla zevk alabilirler.
eternal sunshine of spotless mind ( lekesiz zihnin sonsuz ışığı) konusunu anlatarak ifade edilemeyecek kadar derin anlamlar içeren bir film. clementine’in joel’i zihninden sildirmesiyle joel de aynı uygulamayı yaptırmaya karar verir ve silme sırasında yaşanılan ilişkiye, daha da önemlisi anılardan kopmanın zorluğuna şahit oluruz. bu sürecin bu kadar acı verici olması insanın kendi anılarına kıyamaması mı yoksa sevgilisini hala seviyor olması mıdır?yoksa her bir anıya ömrünün bir parçasını feda etmiş olması mısıdır? anıları silerken tam da aşık olunan şeylerin ilişki içinde nefret edilen şeyler haline dönüşmüş olduğunu fark edip pişman olmak mıdır yoksa? aynı ilişkiye sil baştan başladığında yine aynı noktada sona ereceğini bile bile sıfırdan başlanır mı? değer mi aynı üzüntüleri yaşamaya ,tekrar bile bile gözyaşı dökmeye ? karşımızdakine zaten öyle bir insan olduğu için aşık olduğumuzu unutarak ilişkileri bir kişilik, ego çatışmasına dönüştürüp hayatlarımızı yok yere zehir ettiğimizi anlatıyor film.
hepinize bir sahne hatırlatmak istiyorum :d jim carreyin sevgilisinin hafızasını sildirdiğini öğrendiği sahne arkadaşlarının evinde hani kızın çalıştığı yere gidio ve kız tanımıyor anlam veremeyip ordan çıkıyor ama kütüphaneden çıkarken kütüphanenin kapısı arkadaşlarının evinin bir odasına dönüşüyor. sanki hiç kamera kesilmiyor gibi. sanki hiç bi numarası yok o nasıl bir devamlılık hissidir nasıl hoş bir detaydır. bunu sizinle paylaşmak istedim :d
Sil Baştan
Sinepedi Katılımcıları