Joel Barish (Jim Carrey)'in eski sevgilisi Clementine (Kate Winslet) yaşadıkları iki yıllık ilişkiye dair tüm anılarını gizemli tıbbi bir müdahale ile kafasından sildirir. Bunu öğrenen Joel çok üzülür ve aynı prosedürü kendi üzerinde uygulatmaya karar verir. Bütün anılarını sildirmek için derin uykuya yattığında, gözlerinin önünden Clementine ile yaşadığı günler geçer. Joel aslında Clementine'i unutmak istemediğini anlar ve müdahaleyi durdurmak için çabalar.
filmin ilk bölümünde konuyu kavramak biraz zor fakat 2. bölümde konu daha çok rayına oturuyor. filmi izledikten sonra insan hayatında kopmak istemediği anılarını düşünmeye başlıyor. kimbilir sildirmeye kalksak ne çok anımızı yeniden hatırlarız..film insana çok şey düşündürüyor bence çok güzeldi..10 üzerinden 9
en beyendiğim aşk filmlerinden bir tanesiydi.defalarca izlenebilcek bir film kate winslet ve jim carrey gerçekten çok iyi bir ikili olmuşlar.sıkılmadan keyifle izlediğim bir filmdi.izlememiş olanlar izlesinler derim
eternal sunshine of the spotless mind-sil baştan-aklından çıkarsanda kalbinden çıkarabilirmisin?
baştan söyleyeyim,bu film bir başyapıt.şuanda günümüzün klasikleri mertebesinde hatta.bu arada orijinal isminin asıl anlamı sil baştan değil,kusursuz aklın sonsuz günışığı.sanırım bu isimden charlie kaufmanın ne anlattığını anlayabiliriz,yada filmin nasıl bir film olduğunu.
filmin girişinde joel barishin hayatını izliyoruz.kalkıyor,bir yere gitmeye çalışıyor,bizde anlamaya çalışıyoruz,sahilde gözüne bir kız çarpıyor,saçlarının rengi turuncu.ve trende!.işte clementineyle burada tanışıyor,bu farklı kız hem joeyin hemde seyircinin ilgisini çekiyor,ki kate winslet olunca bu kız!konuşuyorlar,espri yapıyorlar,bizimde hoşumuza gidiyor o trendeki konuşmalar ve bu zaten bir aşkın habercisi-ki sonundada aşık oluyorlar birbirlerine.iki sevgili olup çıkıyorlar sonuçta
biz bunları izlerken arada ,25 dakika sonra filmin jenerikleri devreye giriyor.bu tercihten bile michel gondry nin tarzını kavrıyorsunuz,gerçe bu başındanda anlaşılıyor filmin.
ve filmin asıl hikayesi yakında izleyiciye sunulacak,joelin, clementinenin onu hafızasından sildirdiğini öğrendiği anlar…kurgunun karşıtığı anlar...işte asıl film başlıyor bundan sonra,joel clementinenin tam olarak ne yapmaya çalıştığını anlamaya çalışıyor ama nafile.ve bizde gondrynin absürd hayal gücünün meyvelerini izlemeye devam ediyoruz.
joelde hafızasını sildirmek için aynı doktora gidiyor,hafıza silme doktoru ha!nsanlar hafızasındaki insanı sildirmek için o insana ait eşyaları getiriyorlar,joelde aynısını yapıyor.clementineye ait her şeyi götürüyor,tüm eşyaları,bardağı bile.ve silme işlemi gerçekleşiyor sonralarda.doktor howard(yani tom wilkinson),yardımcıları patrick(elijah wood),stan(mark ruffalo) ve mary(kirsten dunts)ile clementineli anıları silmeye başlıyorlar…ama ne başlayış.bu arada yardımcılarında hikayeyle bağlantısı var tabiî ki,ayrıca hepsi birbirinden uçuk karakterler.
silme işlemi başlarken,biz hem dış dünyayı,yani silme işlemini gerçekleştiren doktorları(ki onlarda aşkın peşinde) ve joelin anılarını izliyoruz,clementineden niçin ayrıldığını,sebeplerini.işte joelde burada anlıyor clementinenin kıymetini.film onun aklının içinde gelişiyor işte.joel clementinenin değerini anlıyor,onunla tekrar kavuşmak istiyor ama artık çok geç,silmeyi nasıl engelleyecek?yoksa hayallerdemi buluşacaklar,sürpriz ne?,belki hayallerde,belki rüyalarda,belki anılarda yada, belki gerçekten kavuşacaklar.
çok fazla söze gerek yok,tüm bu absürd gelişmelein,(joelin aklındaki) içinde biz gerçek bir
aşk hikayesi izliyoruz ,etkileyici,seyir zevki dorukta olan bir filmin içindeki bir aşk hikayesi,hem duygusal,hem komik,hemde saçma(joelin beynindeki olaylardan bahsediyorum,ama sonuçta onlar filmin kendisini oluşturuyor).ama son yıllarda yapılmış en güzel aşk hikayelerinden,yada en göze çarpanı,bu stil ve yönetmenlik açısındanmı bilinmez,film eşi benzeri olmayan bir film,aşk,kaybetme,kavuşma gibi kavramları çok iyi anlatıyor,bunun yanında bize şu soruyuda soruyor,biz böyle bir şey yaparmıydık,sonuçta joel onu aklından çıkarmak istesede kalbinden çıkarabildimi!,felsefik olmasının yanı sıra herkesin farklı anlamlar çıkaracağı,fakat bir o kadar kişiyede absürd ,saçma ve anlamsız gelen bir filme de dönüşebilir sil baştan,yada kusursuz aklın sonsuz günışığı.tabi istisnalar kaideyi değiştirmez,sonuçta büyük ve keyifli bir deneyim,farklı bir stil ve sadece stili için bile görmeye değer.müzikler ve oyuncularda cabası.gerektiğinde jim carreyin ne denli oturaklı bir oyuncuya dönüştüğünü görmek için bile carrey hayranlarını tatmin edebilir yada carreyden uzaklaştırabilir.ne olursa olsun,çok anlamlı şeyler anlatıyor film,sinemada bu olmalı zaten.dediğim gibi belki herkes sevmez,ama çoğu kişi içinde başyapıt sayıldığı gerçek.zaten film artık bir kült.condryi ve tabi john malkovich olmak gibi absürd filmlerinde yazarı charlie kaufmanı tebrik etmekten başka yapacağım hiç bir şey yok,kaffman hep aklın sonsuz ışığıyla uğraşacak,diğer filmlerinde olduğu gibi,aslında asıl onu tebrik etmek gerekir bu senaryo yüzünden ama sonuçta hepsi övgüyü hakediyor,çünkü bende o çoğu kişiden biriyim,başyapıt saynalardan..kusur derseniz,kusur bulamadım,çünkü tek düşündüğüm filmi bir daha ne zaman
izleyeceğim?bu aşk hikayesini bir sevdiğinizle izleyin,dahada hüzünlenecek,filmi belki daha çok seveceksiniz.film bitince durup ,düşünmek,hüzünlenmemek elde değil.hem ilk defa böyle bir stil görüyorsunuz,hem karışıklığı toparlamaya çalışıyorsunuz,hemde çok iyi bir film izleyip,hem ruhumuzu doyurup, hemde sinemasal açıdan tatmin olduğunuzu hissediyorsunuz.gözüde doyuruyor, görsel açıdan da kusursuz ve ilginç,kurgusuysa bir çorba,bir labirent,imgeler topluluğu,her yiğidin harcı değil,ama bir zirve,anca görünce hissedilir bu duygu ki görmek için buda bir sebep..her açıdan doyuyorsunuz yani.e daha ne isterseniz,kaçırmayın bence.birde bir ipucu:,filmi takip etmek için clementinenin saç renklerine bakın.
silinmiş olan yorumunuzu tekrar burada görmek hoşuma gitti, elinize sağlık.. şimdi bir problemimiz var, ben yaptığım yorumu kelimesi kelimesine hatırlamıyorum.. yorumuma şöyle başlayayım : "ben filmi hiç beğenmedim.." :)) gerçek ama şuan yazdığım yorum içinde bir şakaydı bu.. :) ben sadece eski yorumum içinden, "kült film" demenize karşı birşeyler yazdığımı hatırlıyorum.. anlamını bilen ya da bilmeyen insanların çevremde çok fazla çoğalmalarından dolayı rahatsızım.. siz bilinçli bir izleyicisiniz eminim, ama özellikle sinema günlerinde falan gösterilen kült filmleri hiç beğenmediği, hiçbir şey anlamadığı halde izlemeye giden o kadar çok insan var ki, toplumda hava atmanın, farklı olmanın yolunun buradan geçtiğini sanıyorlar maalesef.. bir de "filmi takip etmek için clementine'nin saç renklerine bakın.." demenize karşılık, "mor-turuncu.." saç renklerini gördüğümü söylemiş, ruhsal dünyaları karmaşık kadınların saçlarıyla ve saç renkleriyle oynadıklarını belirtmiştim.. ama bu yorumumla sizi güldürdüğümü düşünerek, sizin anlatmak istediğinizi dinlemek istemiştim aslında.. şimdi rica etsem, mümkün mü?..
söylediklerinizde haklı sayılabilirsiniz.aslında bu film hem bir kült,hemde bir günümüz klasiği,modern bir klasik .bu filmi izlettiğim dostlarım karışık bulmuştu filmi,bazılarıysa çok sevdi.yani renkler ve zevkler hep uyuşmuyor ,bu ortada.ama farklı görünmek için anlamadığı bir filmi izleyen insanlar vardır elbet...birde şu saç rengi olayı,orada şunu anlatmak istedim,yani filmin karışık bir kurgusu var,bu kurguyu takip etmekte zorlanan arkadaşlar,clementinenin saç renkleriyle parçaları birleştirebilirler,nerenin ne zamandı olduğu,neyin beyiniçindeki koşuşturma,neyin dıl dünya...karakterimiz habire saç renklerini değiştirdiği için mavi renk şu zaman,turuncu şu zaman...bilmem anlatabildim mi.ama clementine saçlarıyla o kadar çok oynuyor ki,bu yöntem belki kafanızıda karıştırabilir=).bu arada teşekkür ederim,saygılar...
arkadaşlar ne düşünürsünüz ? bilmem ama!!!, yorumlarımızda imlaaa ve noktalama kurallarına dikkat!!! etsek ve türkçem'izden ödün vermesek nasıl olur acebaa? :)
kesinlikle katılıyorum.türkçe'yi düzenli kullanmak ve hakkını vermek bana görede son derece önemli.bence siz de türkçe'nin hakkını fazlasıyla vermişsiniz...
aşağıdaki yorumunuzda cim keri demeniz bu konuda ne kadar hassas olduğunuzu gösteriyor...
saygılar...
şey!ben pek anlayamadım da:d cim keri demek mi türkçeye uygun? yoksa jim carrey demek mi türkçe'ye uygun? ben bunu iddaa olarak söylemiyorum soruyorum sadece:d cidden anlamadım dalga geçmiyorum:d zaten cim keri demesini begenmiştim.
gewese aslında sorduğun soru gayet mantıklı.türkçe,sonuç olarak yazıldığı gibi okunan bir dil.ancak ben orada cim keri şeklinde kullandım çünkü; jim carey şeklinde yazsam yine cim keri diye okunacaktı, ingilizceden farkını belli edebilmemin tek yolununda bu şekilde kullanmak olacağını düşündüm ve cim keri şeklinde yazdım.
umarım soruna cevap olmuştur, ayrıca sorunda ciddi olduğunu ve dalga geçmediğini düşünüyorum.
teşekkürler..
zaten gerekende bu şekilde olmalı.alıntı sözcükler genelde hatta tümüyle değiştirilmeden dile eklenir.bence furkan burada iyi bir konuya parmak basmış.eğer diline birşey alıyorsan, ona kendinden bişeyler katıp sana has bir şekilde kullanmalısın.bu benim düşüncem.mesela 'sipor-tiren-sıtart :) aklıma gelenler bunlar.aslında olması gereken de bu değil mi? teşekkürler furkan konu için.
saygılar...
açıkcası filmi sinema dersimiz için zorunlu olarak izledim.sinema dersine giren hocamız şimdiye kadar sayısız film izletmiştir.ama en cok sevdiğim filmlerin başında bu gelir.
cim keri beni gercekten çok şaşırttı.kendisinin bu rolde bu kadar başarılı olabileceğini aklımın ucundan bile geöirmezdim.hatta filmin sonunda arkadaşlarla birlikte cim keri'yi alkışladık :)
filmde kendimden bişey buldum. benimde unutmak istediğim benzer bir durum söz konusu.acıkcası bu tedavi yöntemini tüm olumsuz etkilerine rağmen denemek isterdim :)
filmi beğenmeyen arkadaşlara saygı duyarım.anlamakta başlarda biraz zorlanılan ancak dikkatli olunduğunda herşeyin açık olduğu bir film.senaryo muhteşem.tek olumsuz yada sevmediğim kısım doktor ve asistanlarının işlerini haklarıyla yapmamaları.yatakta zıplamalar, hastayla aşk yaşamalar felan... birde (kirsten dunst) sekreter rolündeki bayan daha önce defalarca benzer hastaları görmüş, benzer sıkıntılara düşmüş kişileri görmüşken, onların durumuna aldırmazken, kendi bu yüzden bir acı çektiğinde bu durumun hiçte iyi birşey olmadığını anlıyor hemen kasetleri özel eşyaları hastalara geri yolluyor.bu pek hoşuma gitmedi açıkcası...
neyseki film son derece başarılı ve arşivlik...
aaaa sinema dersiniz mi war ?? üniversitedesin galiba:d
bence su sayfadski en iyi yorumu yapmışsın fkat o bahsettiğin olumsuzlukları bize göstermeleri yanlş insan türlerini görmemiz için bence:d ben ilk seyrettiğimde kafam baya karıştı sonra kate winslet ın saçları sayesinde çözdüm olayı:d filmin en basında ikisinin de silme olayı gerçekleştikden sonra(yane en sonundan bir bölüm)gösterilmiş :d yane ilk tanıştıklarında kısın saçları yeşil-beraberlerken saçlarını turuncuya boyatıyor- silme işlemlerinden sonra maviye:d bu arada jim carreye cim keri demek güzel olmşş:d
komik adam jim carey'nin komik olmayan bir rolü ve çok başarılı daha önce bir yorumumda her rolün adamı demiştim defalarca izlenebilecek bir film.. filmi izlerken böyle bir yöntem bulunmalı demiştim keşke gerçek olsa da silsek aklımızdakileri
eğer bir elektrik oluşmuşsa insanlar arasında yüreğinin taa uçlarından gelen bir hisle dolmuşsa yüreğiniz onu sonsuza dek unutamazsınız. belki tanrının verdiği ilahi bir güçle yürekleriniz hep bir olacaktır. birbiriniz için yaratılmışsınızdır kadere göre. ve o duygu sonsuza dek de öyle kalacaktır sadece buna kendinizi inandırmanız gerekmektedir. karşınızdaki kişinin ufak tefek kusurlarına takılıp onları büyütmek yerine karşınızdaki kişinin ufak tefek ve diğer büyük güzelliklerini alın büyütün yüreğinizde onun ne kadar mükemmel birisi olduğunu hissedeceksinizdir. yeter ki siz buna inanın tanrı size bu güzelliği bir şekilde yaşatacaktır. kötü günler yaşanızda inancınız bitmediğinde siz mutluluğu hissedeceksinizdir bir gün. o yanınızda kalacaktır elbette size sıkıca sarılacak ve sonsuza dek yanınızda olacağını haykıracaktır. yeterki inanın. hayatın ufak tefek güzelliklerini gördükçe hayat vazgeçilmez bir hal alacaktır. hayat gerçekten her zaman güzel sadece onun akışına kendimizi kaptırmamız yeterli...
"sevgililer günü posta kartı şirketleri tarafından insanların kendini kötü hissetmesi için bulunmuş bir gündür.." burada mantığıma işledi...
"neden bana birazcık ilgi gösteren her kadına aşık oluyorum ?" burdada içime işledi bu film..
zaman-mekan sınırı olmayan; yeryüzünde aşk varoldukça gündemden hiç düşmeyecek bir konu yakalanmış, tebrikler. biten bir aşkın acı veren bütün mutlu hatıralarını sildireceğiz; kişiden kişiye değişen uzunlukta ama mutlaka yaşanacak olan o aşk acısı dönemini yaşamayacağız. ve aslında biz bunun iyi birşey olduğunu sansak da, sonucun umduğumuz gibi çıkmayacağını göreceğiz. bu kedikadının film hakkındaki beklentisiydi, böyle bir film izleyeceğini sanıyordu yazık.. halbuki hafıza sildirme işlemini ciddiyetsiz ve beceriksiz ellere teslim ederseniz, başarılı bir sonuç alamaz, işleri karıştırırsınız diyen bir film izliyoruz. muhtelif beceriksizlikler nedeniyle hafızanın silinememesi filmin dram kısmı olurken, yer yer aranofsky kurgularına benzemeye çalışan bilinçaltı görüntüleri de komedi kısmı galiba. bu filmde aşkın izlerinin ne yaparsak yapalım silinemeyeceği gibi ciddi konular yakalayabilen ve filmden etkilenebilen arkadaşlara özeniyorum. çünkü benim filmden anladığım kadarıyla hafıza silici arkadaşlar işlerini doğru düzgün yapsalardı, acı aşk hatıralarıyla lekelenmeyen hafızalarımız gerçekten de sonsuza kadar parıldayacaktı.
duygu ve düşüncelerimi olabildiğince düzgün kelimelerle, güzel ifade ettiğimi düşünürüm genelde.. ama yorumunuz o kadar hoşuma gitti ki, galiba ben çok sadeyim bunu anladım.. :) anlatımınızdaki ambianslar çok hoş.. ben kendi adıma, film konusunda aynı ya da çok yakın fikirlere sahip olduğumuzu düşünüyorum.. fakat herkesin böyle anladığından emin değilim.. :) elinize ve yazım kabiliyetinize sağlık.. sevgilerimle..
ben bu yoruma katılmıyorum.hafıza silinme işlemi yalnızca beceriksiz eller yüzünden gerçekleşmemiş değil.ve bundan yola çıkarak yaptığınız yorumda geçersiz oluyor bence.çünkü filmde anlatılmak istenen şey bu değil.öyleyse nedir derseniz yaptığım yoruma bakabilirsiniz.
birdy 1907 bu filmde anlatılmak istenen sizin yorumunuzda yazdığınız şeyler değildir. öyleyse nedir derseniz, siz benim yaptığım yoruma bakabilirsiniz. nasıl, böyle iyi oldu mu? bıraksak da herkes kendi anladığını anlasa..
sevgili birdy1907, kedikadin'ın bu yorumu, benim sorduğum soru üzerine verilmiş bir cevaptır.. neticede kedikadin'ın, benim ve pekçok arkadaşın film hakkında birden fazla yorumu var, bunların bir kısmı cevap niteliğinde olduğundan bence hepsini bir gözden geçirmek gerekiyor bana kalırsa.. sizin verdiğiniz cevapta "filmde anlatılmak istenen şey bu değil, öyleyse nedir derseniz yaptığım yoruma bakabilirsiniz.." demenizi bu nedenle hiç beğenmedim.. hani kitap sonlarında falan "bakınız.." kısımları var ya, onun gibi olmuş.. karşınızdaki insanlar aklı başında insanlar olduğuna göre, filmde ne anlatılmak istenmiş hepimiz anlamışızdır diye düşünüyorum.. şimdi bu noktada, filmden aynen yorumunuzda yazdıklarınızı anladığımı ispat etmek için önceki mesajlarımı buraya kopyalamalı mıyım, yoksa "bakınız.." tarzı birşey mi yapmalıyım?.. ben filmi hiç beğenmedim.. ana temayı anladım, çok da hoş buldum ama filmdeki ağdalı bazı sahneler bendeki etkiyi bozdu.. ben çok da farkında olmadan "arog" filmine yorum yazarken çok güzel bir-iki söz etmişim.. kimseyi bakmaları için oraya kadar yormamak için buraya da yazayım aynısını : "birşeylerin fanatikliğini yaparak ya da kendi ezberini her fırsatta mırıl mırıl tekrar ederek, karşısındakine saygı duymadan kendi zevkinin evrensel olmasını istemek.. bence çoğunlukla yaptığımız en büyük hata işte bu.. işin aslı, gülmenin ve ağlamanın kişiye göre farklılıklar gösterebildiğini görmektir.." filmi çok beğenen "lynch" arkadaşımız var, şuan yukarıya eklemiş olduğu uzun mesajı bir süre önce silinmişti.. filmi hiç beğenmeyen bir insan olarak da ben ona cevap yazmıştım.. ama ne o fikrinin evrensel olmasını istedi, ne de ben.. beğenen-beğenmeyen çok güzel konuşabildik diye düşünüyorum.. sadece fikrimizi söyleyelim diyorum ben, "sen anlamamışsın, ben sana anlatayım.." tarzı yanlış oluyor..
olurmu astilbe. filmleri doğru anlayanlar yanlış anlayanlara anlatmalı. anlatmalı ki yanlış anlamayan kalmasın, herkes her noktada aynı şeyi görsün, kendi kişisel tercihlerine gore bir algı geliştirmesin. biz bunun için varız: herkes her filmi aynı şekilde anlayacak, aynı düzeyde sevecek, aynı keyfi alacak! mesela bu filmde benim arkadaşın bulduklarını bulamamam bir kusurdur, benim bir zeka özrümdür. bunu düzeltmek gerek..
film için daha önce yorumumu yazdım ama merak ettiğim birşey var.. filmi baştan sona sıkmayan bir akıcılıkla izleniz mi?.. örneğin, unutulmama adına verilen mücadeledeki joel'in bebek olmuş sahneleri, yan taraftaki karelerde var olan mutfak evyesi içindeki sahneler gibi.. ya da evdeki seans sırasındaki elemanların diyalogları falan size ciddiyetsiz ve abartılı gelip, filmin gözünüzdeki kalitesini düşürmedi mi?.. ben daha önceki yorumumda da belirtmiştim, ana tema güzel.. filmi beğenen arkadaşlarıma saygım sonsuz, sadece samimi duygularımı yazdım.. fikirlerinizi paylaşırsanız çok sevinirim..
Sil Baştan
Sinepedi Katılımcıları